Gore * - * Oyun İnceleme

http://www.comparestoreprices.co.uk/images/dr/dreamcatcher-gore-pc.jpg

Piyasaya o kadar çok sayıda iyi FPS çıkıyor, benim gibi “bu türdeki oyunlardan birini kaçırırsak yazık olabilir” düşüncesindeki oyuncular hepsine balıklama dalıyor. Tabi, bunun bir nedeni de sözkonusu oyunların adını çıkmadan önce çok sık duymamız. Gel gelelim, aldığımız bu oyunların %70 civarı da hayal kırıklığı olmuyor değil.

İşte Gore da bu hayal kırıklıklarından biri. Aslında bu oyunun incelemesini oturup iki paragrafta bitirmek var, ama, diğer yazar arkadaşlara yüzeysel inceleme yapmayın, biraz daha detaylı inceleyin diyen birinin böyle yapması pek doğru olmaz. Bu yüzden giriş kısmını kullanarak yazıyı uzatmaya çalıştığımı farketmişsinizdir Gelelim oyuna…

Gore’u basitçe tanımlamak gerekirse Serious Sam’in kötüsü diyebiliriz. Fakat bu kadar basit bir tanımlamanın ötesinde oyunda başka şeyler de var. Örneğin, oyunun grafik motoru… Aslında bu motorda öyle özel birşey yok ama gündemde bazı Türk yapımı (örneğin NovaTR ve Pusu) oyun ve oyun motorları olunca Gore’un da kendi grafik motorunu tanıtmak için yapılmış bir oyun olduğunu düşünmeye başladım. AMP Game Engine isimli bu motoru oyundan hariç tutacak olursak hiç de fena durmadığını söyleyebiliriz. Özellikle büyük haritalar, iç ve dış mekanlardaki performansı hiç de fena değil. Konumuz bu değil tabi, ama anlayın işte yazıyı uzatıyorum )

21. yüzyıl… Global Dünya Devleti çok büyük ve organize suç teşkilatı MOB yüzünden çökmek üzeredir. Bu büyük tehtide karşı savaşmak için UMC isimli seçkin bir askeri polis gücü kurulmuştur. Gerçekleşen büyük çatışmaların ardından da dünya nüfusunun %70′i yok olmuştur (yuh!). Ve, MOB gitgide daha da güçlenmektedir. Buna karşın, UMC’nin karargahında bu gidişatı düzeltecek bazı teknolojik araştırmalar yapılmaktadır. Hazırlanan ve askerler tarafından “Meat Machine” adı verilen bu yeni sistem ile UMC’nin sanal ortamda çok hızlı bir şekilde asker eğitebilmesi sağlanmaktadır. Sistem devreye girdikten sonra buradan oldukça deneyimli askerler çıkmaya ve savaşlar kazanılmaya başlamıştır. Bunun farkında olan MOB da boş durmaz ve UMC karargahına saldırıp “Meat Machine”i yoketmeye çalışır.

İşte biz tam bu sırada UMC birliklerine katılan bir askeri oynuyoruz. İlk görevimiz de her zaman olduğu gibi eğitim… Biz tam da eğitimi alırken karargahımız saldırıya uğruyor ve yarım kalan eğitimimiz ile savaşmaya başlıyoruz. Yaklaşık 15-16 level sonra da oyun bitiyor. Sonunu anlatayım mı? İsterseniz yazının sonuna koyalım bunu

Gore temel olarak multiplayer için tasarlanmış bir oyun, zaten bunu ana menüsünden de kolaylıkla anlıyoruz. Single player görevler de oyunun satılmasını sağlamak için konmuş kanımca. Oyunu Serious Sam’e benzetmemin bir nedeni de görevlerin, dolayısıyla oyunun saçma sapan oynanışı ve konusu oluşundan. Yanlış anlaşılmasın, bu oyun Serious Sam’in kesinlikle tırnağı bile olamaz, ama grafik motorunun rahat pazarlanabilmesi için her oynanış modunu içermesi gerektiğini düşünmüş olsalar gerek…

Gerçekçilik açısından bakacak olursak ortada gerçekçi hiçbirşey yok, sadece bol miktarda adam vurmak ve parçalamak var. Adamlar aynı Quake 3 benzeri şekilde parçalanabiliyor, SOF benzeri vücutlarının farklı yerlerinden farklı hasarlar alıyor (örneğin başlarından vurursanız daha çabuk ölüyorlar -headshot yani) veya yakından “büyük” kalibreki bir silahla ateş ettiğinizde kafaları patlıyor… Tabi bunları yaparken de ortalığa bol biktarda kan saçılıyor. Fakat gördüğüm kadarıyla vücudun vurunca farklı etki yapan iki kısmı var, biri baş diğeri de geri kalan kısımlar. Yani baş veya geri kalan kısımlardan vurmanız farklı etkiye neden oluyor.

Neyse, oyunun single player modu bir arcade oyununu andırıyor. Ve level’lar büyüklüklerinden dolayı zaman zaman biraz karışık görünse de aslında oynanış tek yönlü. Yani bulmaca falan çözmeden, sadece gitmeniz gereken yönü doğru tayin etmeniz yeterli. Düşman çeşidi olarak da 8-10 (belki daha az) tip var. Silahlar da keza çoğu FPS’de görmeye alışık olduğumuz gibi klavyenizin 1′den 0′a kadar olan tuşlarını dolduracak sayıda. Ama bazılarının ikinci bir saldırı modu var.

FPS oyunlarını, iyi veya kötü sonuna kadar oynarım; sonunu merak ettiğim için ve belki değişik birşey görürüm diye… Bunu da bitirdim (son level’da hile yapmanız şart! abartılı zor çünkü ) Gore’un her ne kadar adına “konu” dedikleri bir konusu olsa da aslında bunun bir konudan çok “konu” alanını doldurmak için hazırlanmış kötü bir senaryo olduğunu gördüm. Zaten bu saçmalığa kendileri de inanmamış veya tatmin olmamış olacaklar ki sonunu da öyle bitirmişler. Serious Sam’e (SS) benzetmemin tek nedeni de zaten bu “uçuk” konu. Ama SS’teki eğlencenin ve esprilerin 50′de biri bile bu oyunda yok malesef.

Şimdi oyunun devamı ve sonunu yazıyorum, öğrenmek istemeyenler lütfen bu paragrafı okumasın. Oyunun ilerleyen bölümlerinde MOB’un “Meat Machine”in kontrolunu ele geçirdiğini görüyoruz. Adamımız 10 level boyunca kontrolu ele geçiren OptikNerv isimli adamın peşinden gidiyor. Son level’larda ise sanal alemde çarpışıyor ve devasa bir yaratığa dönüşen OptikNerv’i yenince oyun bitiyor. Tam “aha dünyayı kurtardık, demo izliycez” derken bir de ne görelim… Diyorlar ki; “Sen şimdiye kadar Meat Machine’de eğitimdeydin, artık uzman bir askersin…”. Oyunun sonu tam bir saçmalık, o kadar oyna, sonra dediklerine bak

Gore’u her bu tür oyun incelemesinin sonunda dediğim gibi; sadece ve sadece FPS olsun, benim olsun diyenlere öneririm. Oyunun ne bu türe, ne de bu türü sevenlere katacağı ve vereceği yeni hiç bir şey yok malesef. Ama oyunun Multiplayer için hazırlandığını düşünecek olursak keyifli bulabiliriz. Fakat ülkemizde kaç kişi bu tür oyunları Multi oynamak için alıyor ki? Bu nedenle oyuna notu sadece single player’ı düşünerek vermiş bulunuyorum. Gore’u alanlara iyi oyunlar dilerim…

Freescape 2 * - * Oyun İnceleme

Freespace 2 aslında 1999 Ekim ayı sonlarında çıktı, ülkemize geldi ve birdenbire tükeniverdi. Ben de bu tükenişin sonucu olarak oyunu bulamadım, ancak geçenlerde elime geçti ve içine dalınca geç te olsa oyun hakkındaki incelemelerimi yazmaya karar verdim.
Tabi bu incelemeyi geç de olsa yapmamın bir başka önemli sebebi daha var. Freespace 2, 1999 yılı sonunda çıkmasına karşın birçok dalda otoritelerce ve oyun dergisi tarafından ödüllere ve övgüye layık görüldü. Bunlardan bazılarını aşağıda bulabilirsiniz. Bu kadar övgü ve ödül alan bir oyunu bir de kendi bakış açımdan bu türün hayranlarına yansıtmadan edemedim.
GameSpy: Award of Excellence (Mükemmellik ödülü)
IntelliGamer: Intelligent Choice (Zekice bir Tercih)
Game Power: Best of 99 (Sim Game) (Simülatör dalında 99′un en iyisi)
GameSpot: SciFi Game of the Year (Yılın bilim-kurgu oyunu)
Tresh’s Fishing Squad: Editor’s Choice (Editörün tercihi)
PC Gamer: Editor’s Choice (Editörün tercihi) Bunlar sadece oyun hakkında benim rastladığım bazı değerlendirmeler. Kimbilir daha neler vardır. Şimdi, bu tip oyunları sevip de bu oyunu oynamamış olanların (belki serinin ilk oyununu da oynamamış olanlar vardır) oyunu bir an önce alıp oynamak için içlerinin kıpır kıpır ettiğini hissedebiliyorum. Eğer şansları varsa oyunu bulabilir ve oynarlar. Ama bence ne yapıp edip mutlaka bulsunlar.
Oyunun birincisinden tek bir ana farkılığı var: Adındaki ‘Descent’ sözcüğünün kalımış olması. Ama sadece isimde bir eksilme var. Freespace 2, birincisini aratmayacak kadar iyi ve programlamada son teknolojiyi çok iyi kullanmışlar. Bu tip oyunlar arasında şu anda X-Wing/Tie Figter ve Wing Commander serilerinen yeni bir ses çıkmadığı şu sıralarda çok büyük bir boşluğu doldurmuş durumda.
1998 yılında Volition ve Interplay diğer bütün bu tip oyunların ötesinde bir uzay simülasyonu piyasaya sürdüler, Descent: Freespace. Oyunda çok geniş ölçekte savaşlar, devasa ana gemiler, muhteşem bir oyun akışı ve konu vardı. Kısaca hiçkimsenin şimdiye kadar başaramadığı kadar iyi bir oyundu. Bu başarıyı elde etmiş bir oyunun ikincisinin çok iyi bir reklam kampanyası ile duyurulmasını beklerken, Freespace 2 sessiz sedasız piyasaya çıkıverdi, ben ve benim gibi bu türün hastaları da doğal olarak durumdan geç haberdar olup açıkta kalıverdik.
Konumuz, ilk oyunun geçtiği tarihten yaklaşık 32 yıl sonrasında geçiyor. Yani Büyük Savaştan otuziki yıl sonrası. Büyük savaş döneminde insanlar (terran) yaklaşık 14 yıl boyunca Vasudan ırkıyla amansız bir savaş halindeydi. Ta ki Shivan adında yeni bir ırk ortaya çıkana kadar. Önce Vasudan İparatorluğunu yerle bir etmiş ve insanoğlunu da yok etmekte son derece kararlı idiler. Ancak, denize düşen yılana sarılır misali Vasudan ve insanoğlu ittifak yapmaya karar vermiş ve zor da olsa Shivan’ın ilerleyişini durdurup zafer kazanmışlardı. Şimdi ise, insanoğlu Vasudan ile hala ittifak içindedir, ve buna kısaca Galactic Terran-Vasudan Alliance (GTVA) denmektedir. Bu ittifaka inanmayanlar da vardır ve GTVA’nın her görevinin başarısız olması için ellerinden geleni yapmaya çalışmaktadırlar. Bu asi grubuna da Neo-Terran Front (NTF) adı verilmekte.
GTVA’nın tek derdi tabi ki NTF değildir. İlk oyunda son anda alt etemyi başardığı Shivan’lar da hayatı zorlaştıran diğer bir etkendir. Böyle bir senaryo içinde bizler de GTVA’da bir pilotu canlandırıyoruz.
Oyun üç CD’lik tam bir dev. Ama dev oluşu sadece oyunu herşeyi dahil kurduğunuzda sabit diskinizde harcadığı 1.2 Gb’lık yer veya CD sayısında değil, sizi içine aldığı atmosfer ve yaşattığı bir uzay savaşı hikayesinden.
Gerçekten de oyunu tam performansıyla oynamak isterseniz herşeyiyle birlikte kurmanızı öneririm. 1.2 Gb’lık boş yer herkesin sabit diskinde bulunmayabilir, bunun için aralarda gösterilen filmler ve görev brifingi seslendirme ve animasyonlarını kurmazsanız yerden biraz tasarruf edebilirsiniz. Ancak yüksek performanslı sistemi olanlara yeterli yerleri yoksa ikinci seçeneği tavsiye ederim.
Kurulum aşaması doğal olarak biraz uzun sürsede arada sadece CD değiştirmenizi istemekten başka bir etkileşim gerektirmiyor. Microsof DirecX 7 sisteminizde kurulu değilse mutlaka kurun, farkı farkedeceksiniz.
Kurulum aşaması tamamlandıktan sonra oyun öncesi otomatik çalışan ve desktop üzerinde beliren menü’den setup seçeneği ile grafik kartı, ses, kontrol cihazları vb. şeyleri ayarlayabiliyorsunuz. Sisteminizdeki donanımı bu arayüz tespit edip size seçenekler halinde sunuyor. Bence kurulum ve sistem ayarları kısmını oldukça sorunsuz yapmışlar.
Ayrıca, oyunu yükledikten sonra resmi sitesinden 1.2 versiyonuna yükselten yamayı çekmenizi de öneririm.

Freespace 2′de arayüzü iki açıdan değerlendirmek gerek bence. Birincisi, görevlere başlamadan önce yapabileceğiniz ayarların ve seçeneklerin bulunduğu kısım, diğeri ise görevler sırasında yani hareketin bol olduğu sırada yapabildikleriniz.
Dikkatimi çeken ve oyunların çoğunda bulunmayan, ama Freespace 2′de bulunan bir özellik var: Aksiyon sırasında bile oyuna ait ayarların çoğunu değiştirebiliyorsunuz, örneğin kontrol tuşları ve ayarları, görüntü detayları gibi. Bu da o anda farkına vardığınız ve size uymayan değişiklikleri oyundan çıkmadan yapma şansı tanıyor.
Oyuna başladığınızda çok güzel bir film serediyorsunuz. Filmden sonra hemen pilot seçme ve yaratma ekranında buluyorsunuz kendinizi. Adınızı ve görünüşünüzü seçtikten sonra artık oyunun asıl arayüzüne, yani hangara geliyorsunuz. Burada yapabileceğiniz tercihleri animasyonlarla tamamlamışlar. Eğer farenizin sağ tuşuna kliklerseniz, bu seçeneklerin üzerinde sırayla ilerliyorsunuz.

* Tech Room: Freespace’teki gemiler ve silahlar hakkında bilgiler alabilirsiniz,
* Options (seçenekler): İşte oyunun en güzel yerlerinden biri. Ses, kontroller, mouse, joystick, parlaklık, HUD, multiplayer seçenekleri (TCP-IP, IPX), görüntü detayı vb. hep buradan yapılıyor. Ve yukarıda da dediğim gibi bu ayarların çoğuna oyun sırasında da ulaşabiliyorsunuz. Özellikle HUD kısmında uzay geminizi kullanırken ekranda gördüğünüz göstergelerin renginden tutun, parlaklığına ve gözüküp gözükmeyeceğine kadar bir çok özellik ayarlanabiliyor.
* Campaign Room: Freespace 2′de katılabileceğiniz kampanya ve görevleri buradan seçebilirsiniz, ayrıca multiplayer oyunları ve özel yapılmış tek kişilik görevleri de buradan seçebilirsiniz. Bu ek görevlerden arasanız, sitemizde Dosyalar kısmına 1-2 gün içinde eklenecek olanlar var.
* Barracks: Tek veya multiplayer pilotları yaratabileceğiniz, kopyalayabileceğiniz ve istatistiklerini görebileceğiniz bir kısım. Tek oyuncu modunda yaratılmış pilotları multiplayer’a dönüştürebiliyorsunuz (bunun tam tersini de yapabiliyorsunuz).
* Ready Room: Tüm ayarlamaları yaptıktan sonra gideceğiniz yer burası. Oyuna ilk aşamada üç eğitim görevi ile başlıyorsunuz (isterseniz bu aşamayı atlayabilirsiniz). Ve bu eğitimler sadece başlangıçta değil, oyunun değişik aşamalarında da karşınıza çıkıyor; yeni bir uzay gemisi ve silah türü geliştirildiğinde size bunlarla ilgili eğitim veriliyor. Bu da diğer uzay savaş oyunlarında olmayan çok güzel bir artı.

Bütün bunların bu kadar detaylı ve kolay kullanılabilir olması bence iyi bir oyun için son derece gerekli şeyler ve Freespace 2 tüm bunları fazlasıyla size sağlıyor.
Göreve başlarken o anda savaşın bulunduğunuz kısmı ile ilgili detayları sesli ve grafiksel olarak size anlatan biri mutlaka oluyor. Görevin detayları da aynı şekilde sözlü ve yazılı olarak anlatılıyor. Bu tip oyunlarda genelde hep aynı tip arayüz kullanılır, fakat Freespace’te brifing sırasında gösterilen animasyonlar bence hiç bir oyunda bu kadar güzel olamadı şimdiye kadar.
Bir diğer güzel şey de görevle ilgili yüklenecek tüm bilgilerin brifing ile birlikte bilgisayara yüklenmesi. Brifing bitip de görevi başlattığınız anda yeni birşey yüklemeden hemen oyuna dalıyorsunuz (vakit kaybı yok!).

Yukarıda oyunun başında çıkan menüden bahsetmiştim. Bu menüdeki ’setup’ seçeneği ile ayarlayabileceğiniz grafik seçeneklerini program otomatik olarak seçip önünüze koyuyor. Bunlar arasında 3D FX Glide, Direct3D ve software seçenekleri var (özellikle bu sonuncusu 3D hızlandırıcısı olmayanlar için biçilmiş kaftan). Özellikle 17 inç’ten küçük ekranı olanlara ve güçlü bir sistemi olmayanlara düşük çözünürlükte oynamalarını öneririm. Düşük çözünürlükte grafik detaylarını yüksek tutarak daha güzel detaylar görme şansınız olabilir.
Oyunun grafiklerine, özellikle 3D hızlandırıcı grafik kartınız varsa, bayılacaksınız. Patlama efektleri, silahların ve roketlerin uçuşunu seyretmek büyük bir zevk. Ana gemilerden dev silahlarla açılan ateşler, bunların size çarptığında yarattığı etkiyi ve büyük gemilerin patlamalarını neredeyse içinizde hissediyorsunuz, kısaca harika. Grafikleri o kadar beğendim ki, sitemizde şimdiye kadar hiç bir oyun için yayınlanmadığı kadar çok ekran görüntüsü yayınlanmaya karar verdim.
Bir çok simülatörde, özellikle uzay savaş simülatörlerinde, görmeye alışık olmadığımız bir detay konulmuş grafiklere. Özellikle oyunun daha başları sayılabilecek seviyelerden birinde GTVA’nın yapımı yirmi yıl sürmüş olan dev uzay gemisi Colossus ortaya çıkınca, grafiklerin istenirse ne kadar detaylı yapılabileceğini görüyorsunuz. Bu gemi tam 6 kilometre boyunda ve başından sonuna son hızda gitmek bile epey süre alıyor. Tam bir ekran görüntüsünü alabilmek için baya uğraşmam gerekti (o kadar büyüktü ki, tamamını ekrana sığdırmak baya zor oldu). Ve bu büyüklüğü gerçekten hissediyor insan.
Bir de nebulalar arasında oynadığınız bölümler var. Burada sanki bir sis perdesi içindesiniz ve uzun ölçekli radarlarınız hiç bir işe yaramıyor. Düşünün, uzaydasınız ve önünüzü göremiyorsunuz. Grafikler o kadar iyi ki, radarınızda kilitlediğiniz dev gemiyi görmeden göreve devam edip o’nu korumaya çalışıyorsunuz.
Grafikler hakkında daha fazla bir şey söylemeye gerek yok sanırım, ekran görüntülerini incelerseniz, gerçekten de söylenecek fazla birşey olmadığını anlayacaksınız. Performans, oyunu denediğim Pentium II-233′te bile çok iyiydi doğrusu. Hiç bir atlama ve takılma ile karşılaşmadım.
Her simülasyonda olduğu gibi Freespace 2′de de bir çok komutu klavye ile vermeniz gerekiyor. İsterseniz mouse kullanabiliyorsunuz, ama benim bu konudaki tercihim iyi bir joystick kullanmanız. Klavye kontrollerini ilk defa bir oyunda kendime göre değiştirmeden kullandım. O kadar pratik yapılmış ki, ilk baştaki eğitim görevlerinde işin %80′ini öğreniveriyorsunuz. Gerekli olan diğerleri için ise ya yeni eğitimleri bekliyorsunuz ya da Options seçeneği ile kontroller kısmına gidip öğreniyor veya değiştirebiliyorsunuz. Tabi oyun Türkçe klavye tanımadığı için ‘.’ (nokta) ile neyi kastettiklerini anlamanız için ayarlar kısmını ziyaret etmenizi öneririm.

Ses efektleri güzel yapılmış, oyunu gece oynuyorsanız hoparlörlerinizi fazla açmamanızı öneririm, görev aralarında verilen brifinglerin seslendirmesi olağanüstü.
Görev sırasında size gelen yeni emirler ve piotlar arası konuşmalara kadar her şey gerçek bir seslendirme şaheseri. Ve, bir diğer çok farklı şey de her farklı silah ve gemi için farklı bir ses efekti hazırlamış olmaları. Oynadıkça size neyin saldırdığını ve ne ile ateş ettiğini sesinden anlayabilmeye başlıyorsunuz.
Müzik üzerinde ise ses efektleri kadar çok çalışılmamış. Çok da önemli değil aslında, çünkü savaş sırasında müziği değil olanı biteni ve mesajları dinlemeyi tercih ediyorsunuz. Ama, aralarda gösterilen filmlerin ve brifingler sırasında suyduğunuz müzikler gene de güzel denebilir.
Çok güzel bir zorluk ayarı seçeneği yapmışlar. Eğer en kolay (Very Easy) seçeneğini işaretlerseniz oyunu ara vermeden 6-8 saatte bitirebilirsiniz. Eğer oyunu ciddi ciddi oynuyorsanız ve geçemediğiniz bir bölümle karşılaşırsanız toplam beş denemeden sonra oyun size bu bölümü atlama şansı veriyor, kıvranıp durmuyorsunuz.
Oyun ile birlikte gelen bir de görev editörü var. Tek veya çok oyunculu görevler yaratabildiğiniz bu editörün adı ‘Fred 2′. Bu programın kullanımı için de HTML formatında bir kullanım kitabı hazırlamışlar. Bunu oyunu kurduğunuz klasörde bulabilirsiniz.
Multiplayer oyunlar için ise yeni bir kavram geliştirmişler: Squad War. Parallax Online - PXO Network hizmeti ile www.Squadwar.com üzerinde bedava oynanabileceği söyleniyor. Açıkçası oyunu multiplayer oynama şansım olmadı (benimle birlikte oyunu alabilen kimseyi bulamadım). Multiplayer deneyenler olursa lütfen deneyimlerini yollasınlar.
Freespace 2 hakkında bu kadar övgü dolu bir inceleme yaptıktan sonra ayrıca bir değerlendirme yapmak artık çok gereksiz herhalde. Ancak, şunu da belirtmek isterim ki, oyunun kurulumundan tutun, ilk göreve başlayana kadar geçe sürede bile bir oyun incelemesini tıka basa dolduracak kadar yazacak o kadar fazla detayla karşılaştım ve hepsini o kadar beğendim ki, bu yazıyı nasıl bitirebileceğimi de kara kara düşünmeye başladım.
İnanın oyunu oynarken insanın orada olası geliyor, ve oyun hakkında yazacak sürekli yeni ve iyi şeylerle karşılaşıyorsunuz. Oyun piyasasında bu türde Freespace 2′den daha iyi bir oyunu uzun bir süre göremeyiz herhalde, özellikle X-Wing/Tie Fighter serisinin geleceğinin belirsiz olduğu şu sıralarda. Freespace 2′yi almadıysanız mutlaka almanızı öneririm, tabi bulabilirseniz.

Gangland * - * Oyun İnceleme

http://www.playright.dk/covers/gangland_pc.jpg

Baba olmak nasıl birşey acaba? Hastane koridorlarında bir o yana bir bu yana yürümek, hemşirelerin gelip de, çocuğunuzun cinsiyetini söylemesi.. bana çok uzak kelimeler bunlar. Ben Baba olmaktan bahsediyorum. Bakın, baş harfi büyük yazdım. Godfather olayı yani. Mis gibi.

Mafya konulu birçok oyun çıktı piyasaya ve oldukça popüler oldular. GTA ve Mafia bunların başında geliyor. Özellikle Mafia, derinlemesine işlediği konuyla, bizleri gerçek bir Baba olma isteğine itti. Ama öyle kolay değil Baba olmak. İlk aşamada yapılması gereken o kadar çok şey var ki.

Bunlardan ilki, Gangland adlı oyunu almak. Bu oyun, çok eğlenceli bir oyun. Sıfırdan başlayarak, sağlam bir mafya oluşumuzu konu alıyor. Sokaklardan dev binalara, 3-5 adamdan, dev bir serseri ordusuna uzanan görevler yığınını konu alıyor. 5 ayrı mafya ailesi, kardeşlerini bulmaya çalışan adamlar, verilen emirleri, gafil avlanan kardeşler. Tam bir mafya filmi.

Oyuna, sıfırdan başlıyoruz demiştim. Gerçekten de işlere en baştan başlayıp, yavaş yavaş ortama hakim olmaya çalışacağız. Önce kasabada kanunsuz işler yaparak adımızı duyuracak, akabinde cepleri doldurarak daha büyük alanlarda iş yapmaya başlayacağız. Tabi, rakiplerimiz de boş durmayacak ve bize engel olmak için ellerinden geleni yapacaklar. Sizin de onlara engel olmanız için, yapabileceğiniz birçok şey var. Mesela bir silah dükkanı satın alıp, bir de sürü ile adam kiralayıp, o adamları silahlandırarak düşman ailenin üzerine salmak. Pahalı ama etkili bir çözüm. Tabi oyunun başlarında, öyle ordu gibi adamlarınız ve binlerce kanunsuz iş yapan dükkanınız olmuyor. Oyunda ilerleyecek, itibar ve para kazanacak, ondan sonra bu söylediklerime sahip olacaksınız.

Oyunun kontrolleri çok basit neyse ki. Tüm bu anlattıklarım size zor gelmiş olabilir ama öyle değil. Oyuna alışmak hiç zaman almıyor ve çok kısa bir sürede kontrollere hakim oluyorsunuz. Bölümlerde de yapmanız gerekenler sabit. Lineer olan bölümlerde, gerekli parayı toplayıp, halledilmesi gerekenleri halledince, bir sonraki bölüme geçiyorsunuz. Bir bölümü bitirmeden, bölüm atlamak gibi bir şansımız yok. Ayrıca, oyun içinde, oyunu kaydetme imkanımız da olmadığından, hafif zorlanacağız bu konuda. Çünkü, bazı görevler oldukça zor olabiliyor. Mesela, göreviniz cebinizde çok az para varken, oldukça pahalı olan bir mekanı satın almak olabiliyor. Siz para biriktirmeye başlarken, bir yandan diğer ailelerle bir yandan da çok para getiren ama az yoran işlerle uğraşmanız gerekli. Oyunu kaydedememek, işte böyle durumlarda kötü sonuç veriyor. Ayrıca, bazı görevlerde zaman sınırlaması var ki, bu da işleri aceleye getirmeniz için iyi bir sebep.

Oyunda, aksiyon sahneleri de göz doyurucu yapılmışlar. Adamlarınızı kontrol ederken, onlar ile yakından ilgilenmeniz gerekiyor. Ateş eden birilerinden saklanmak için, askerlerinizi çeşitli objelerin arkasına saklayabiliyorsunuz veya ölmek üzere olduklarında, sağlık kiti kullanmalarını sağlayabiliyorsunuz. İşin kötü yanı, bu kadar emek verdikten sonra, tam bölümü bitirmek üzereyken ölürseniz, bütün bölümü en baştan oynamak zorunda kalıyorsunuz.

Grafikler, böyle bir oyun için fazlasıyla güzel. Karakterler çok detaylı ve hoş tasarlanmışlar. Kimin ne olduğu rahatlıkla belli oluyor. Çevre grafikleri, haritalar, binalar, araçlar ve diğer objeler de güzel görünmekteler. Araçların fizikleri pek iyi değil ama göz ardı edilebilir.

Ses efektleri süper. Müzikler bir hayli iyi. Ses efektleri ve seslendirmeler de çok temiz kaydedilmiş, kaliteleri de çok yüksek.

Oyunun birçok artı yönü var. Ama kötü yanları da yok değil. Oyunun, yeniden oynanabilirliği sıfır. Çünkü görevler çok lineer. Bir görevi bitirdiğinizde, artık neler olduğunu tamamen bileceksiniz ve o bölümü yeniden oymananız için bir sebep kalmayacak. Save edememe sorununu da buna eklersek, oyunun puanı çok düşüyor.

Yine de, mafya dünyasını tatmak için şans verilmesi gereken bir oyun diyorum ben. Eğlenceli de. Büyük eksikleri olmasa, oyunun harika olduğunu söyleyebilirdim ama ne yazık ki, ölümcül hataları var. Ama dediğim gibi, GTA ve Mafia’ya değişik bir açıdan bakmak için, bu oyun oynanmalı…


Kapat
E-posta ile paylaş